Okula yeni başlayacak öğrenciler için uzun bir eğitim öğretim maratonunun ilk adımları atılıyor. Okullu çocuklarımızı artık eğitim ve öğrenmeyle dolu, sınavlarla süslenmiş kah mutlu kah stresli zamanlar beklemekte. Bununla birlikte okula yeni başlayan çocuğumuzun bu maratondan henüz haberi yok. O önüne geldikçe zorluklarla mücadele edip keyifli zamanlar geçirecek. Bizler ise anne ve babalar olarak, o yollardan daha önce geçtiğimiz için az çok tahmin ediyoruz.

Anasınıfı yani okula hazırlık eğitiminin zorunlu hale getirilmesiyle birlikte çocukların ilkokula uyum süreci geçtiğimiz senelere göre oldukça kolaylaştı. Özellikle çalışan ebeveynleri olan çocuklar kreş eğitimi ile birlikte uzun bir okul döneminden çıkıp ilkokula başlamakta. Bu nedenle anne babalar, işiniz kendi anne babalarınıza göre daha kolay. Bununla birlikte, okula uyum yine de çok önemli bir konu.

Okula uyumun okulların açıldığı günden itibaren en fazla 1 ay içinde tamamlanması beklenir. Okula uyumun adımları:

1-Çocuğun itiraz etmeden (ağlamadan, mide bulantısı, karın ağrısı gibi bedensel semptomlar göstermeden, annesinden/babasından kolayca ayrılarak) okula gelmesi.

2-Okul saatlerinin tamamında okulda bulunabilmesi.

3-Öğretmeni ve arkadaşları ile ilişki kurabilmesi.

4-Sınıfını, sırasını, öğretmenini ve eşyalarını benimsemesi.

5-Okul içinde yolunu bulabilmesi, kendi başına tuvalet, kantin, yemekhane gibi yerlere gidip gelebilmesi.

6-Teneffüs ve ders kavramını anlaması, sınıf içindeki kurallara uyması

7-Arkadaş edinebilmesi.

Görüldüğü üzere okula uyum, uzun ve zor bir süreçtir. Çocuğunuzun okula giderken zorlanmaması bir yana okul içinde de kendine bir yer edinebilmesi okula uyum sağladığının en önemli göstergesidir.

En büyük sorun: Peki ya böyle olmazsa?

Okula uyum sürecinde zorluk yaşayan çocuklarda en sık görülen durum, kaygıdır.

Çocuk annesinden, babasından ve evinden ayrı kalmakla ilgili kaygı yaşar. Bu kaygı hali zaman zaman bedensel problemlerle kendini belli eder (karın ağrısı, kusma, mide bulantısı vb) zaman zaman da çocuk ağlar, sınıfa girmez, servise binmez ya da zorla sınıfa girse bile sınıf içinde ağlamaya devam eder, bu süreç uzun sürerse derslerinde geri kalmaya başlayabilir. Böyle bir durumda anne-babalara, sınıf öğretmenine ve rehberlik birimlerine çok iş düşmektedir:

1-Çocuklar, anne-babaları kaygılı oldukça daha fazla kaygılanır. Bu nedenle çocuğunuzu ve kendinizi okula hazırlamalısınız. O artık büyüdü ve ilkokula başlamaya hazır. Kendi ayaklarının üzerinde durur ve başına bir şey gelmeden evine geri dönebilir.

2-Siz çocuğunuza güvenirseniz onun da kendine olan güvenini arttırırsınız ve böylece sizden daha kolay ayrılır.

3-Okullar açılmadan çocuğunuzla birlikte gideceği okulu ziyaret edebilir, gelecekteki günlerde neler olabileceği ile ilgili onunla konuşarak, hayal kurarak onun merak etmesini sağlayabilirsiniz. Böylece çocuğunuz hem okula aşina olarak başlayacaktır hem de kendini daha güvende hissedecektir.

4-İlk gün önemlidir. Onu sınıf öğretmenine teslim ettikten sonra sınıf öğretmeni ne diyorsa onu yapmanızda yarar var.

5-Tekrar tekrar geri dönüp sarılmak, ağlıyorsa onunla birlikte ağlamak ya da sınıftan çıkmamak işe yaramayacak tam tersine çocuğunuz daha da kaygılanacaktır.

6-Çocuğunuz ertesi gün okula gitmek istemeyebilir, ağlayarak sizden ayrılmak istemeyebilir. Bu durumda yapılacak tek şey onu alıp mutlaka okula getirmektir.Unutmayın ki sınıf öğretmeni size göre çok tecrübelidir. Bu noktada onun dediklerini uygulamakta yarar var. Fakat, bazen hassas ve fazla kaygılı çocuklarda okula uyum süreci uzayabilmektedir. Bu durumda öncelikle okulun rehberlik servisinden yardım almakta fayda var. Fakat sorun hala çözümlenmiyorsa mutlaka bir uzman yardımı almaları gerekmektedir.