Bugun...



KILBASAN KÖYÜ TARİHİ
Tarih: 01-11-2018 15:32:52 Güncelleme: 01-11-2018 16:25:52 + -


Karaman merkeze bağlı bir ara belde olan bucak merkezi ve köy.

facebook-paylas
Tarih: 01-11-2018 15:32

KILBASAN KÖYÜ TARİHİ

Karaman merkeze bağlı bir ara belde olan bucak merkezi ve köy.

 

Köy, Karadağ’ın güney eteğinde çıplak arazi üzerinde kurulmuş olup, deniz seviyesinden 980 metre yüksekliktedir.

 

37° 19′ 20,8986” kuzey ve 33° 11′ 11,9538” doğu koordinatlarında yer alan köy, Eminler, Yuvatepe (Mercik), Çiğdemli (Davgandos), Karaman Merkez, Göztepe, Hamidiye (Suğla), Dinek, Madenşehri ve Üçkuyu (Değle) köyleriyle komşudur.

 

Karaman’ın kuzeybatısında yer alan köy 16 km uzaklıktadır. Köyün genel alan sınırları toplamı 12.231 hektardır.

 

Köye 9 km’den az 5 köy bulunmaktadır. Hamidiye (Suğla) 4,8 km, Göztepe 6,2 km, Yuvatepe (Mercik) 6,54 km, Eminler 7,72 km ve Dinek 8,88 km’dir.

 

Kılbasan Ovası; Konya-Ereğli ovasının, güneye sokulan bir uzantısı durumundadır ve ortalama yüksekliği 1.010 metre civarındadır.

 

Hititlerden başlayarak önemli bir merkez olarak bilinen Karadağ’da bulunan Baş Dağ olarak adlandırılan kale kalıntısı; Kılbasan’a hâkim bir konumdadır ve Kılbasan’ı gözetlemek için inşa edilmiştir.

 

Karaman ve köylerini araştıran ve bunu kitabında yayınlayan Durmuş Ali GÜLCAN (R. 1319/ M. 1904, Karaman-1996 Karaman), İsoriler’in şehirleri arasında “Kılbanum” adlı bir şehrin varlığını gördüğünden bahsetmektedir.

 

“Kılbasan” adının kökeninin Türk-İslâm kültürüne de bağlanılabileceği hususu üzerinde duran GÜLCAN, Danişmendlerden “Kulbasan” adlı bir şehzâde adının andacı olabileceğini de ileri sürmüştür.

 

Ülkemizde “Kılbasan” isminde başka bir yerleşim yeri bulunmamaktadır.

 

Karaman ile Kılbasan arasında bulunan Davuda Dağı üzerinde Karışma Birindi şehrinden arta kalan ve çoğunluğu Ermeni olan halkın şu anda Kılbasan’ın içerisinde bulunan höyüğe gelip yerleştikleri, şehri burada kurdukları, adını “Birindi” olarak yaşattıkları bilinmektedir.

 

Ayrıca Karadağ’da hayvancılık yapan Kastamonu yörüklerinden zengin bir zatın Kılbasan’a gelip yerleştiği ve şimdiki Koca Câmii’nin olduğu yeri bir Ermeni baba kızdan satın aldığı, halen câmii içerisinde asılı bulunan tapu senedinden anlaşılmaktadır.

 

Kılbasan Koca/ Büyük Câmii (Tescil ve Karar No: 01.05.1995-2245); Binbirkilise’den getirilen düzgün taşlarla dikdörtgen plânlı ve ahşap direkli olarak inşa edilmiştir. Kırma kiremit kaplama çatılıdır. Kesme taştan tek şerefeli kısa minaresi batı tarafında yer almaktadır. Stelaktitli mihrabı taştandır. Son cemâat yeri 4 ahşap direkle desteklenmiştir. H. 1326/ M. 1908 yılında yapılmış 1944 ve 1995 yıllarında tadilât geçirmiştir.

 

Kılbasan, XVI. yüzyıl Lârende (Karaman) Kazası karyelerinden (köy) (H. 906/ M. 1500 Mufassal Tahrir Defteri s. 928; H. 948/ M. 1541 Mufassal Tahrir Defteri s. 175; H.992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri s. 170 b.) biri olarak geçmektedir.

 

Ayrıca Kılbasan çevresinde yer alan Kandale/ Kandallıhöyük Öreni (H. 906/ M. 1500 Mufassal Tahrir Defteri s. 967; H. 948/ M. 1541 Mufassal Tahrir Defteri s. 180); Karlular/ Karlılar (H. 992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri s. 178 a); Sarular/ Sarılar (H. 906/ M. 1500 Mufassal Tahrir Defteri s. 960; H. 948/ M. 1541 Mufassal Tahrir Defteri s. 137; H. 992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri s. 148 a); Kaba Hasan/ Kabahasan Öreni/ Karahasan Öreni (H. 906/ M. 1500 Mufassal Tahrir Defteri s. 987; H. 948/ M. 1541 Mufassal Tahrir Defteri s. 166; H. 992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri s. 176 a) ve Sise/ Sisanın/ Sisnin/Sıranlı Höyük (H. 906/ M. 1500 Mufassal Tahrir Defteri s. 968; H. 948/ M. 1541 Mufassal Tahrir Defteri s. 181; H. 992/ M. 1584 Mufassal Tahrir Defteri s. 118 b.) gibi yerleşim yerlerine rastlanmaktadır.

 

Sisan Höyük ve Nekropol (Mezarlık) Alanı (Tescil ve Karar No: 13.11.1980 – A-2461); Höyük Kılbasan Köyü ile Dinek Köyü arasında, Karaman Karapınar yolunun güneyinde yer almaktadır. 500×300 m boyutlarında, 20 m yüksekliğinde yayvan bir höyüktür.

 

İngiliz Seyyâh Edwin John DAVIS (1826-1901), Karadağ’a giderken Kılbasan’dan yarım saatlik mesâfede sadece kaba taş kalıtılarına rastlanmış, “Agathos, hepsinin en aşağısındayken Abeadae’nin ilk sırasına çıktı” ifadeleri geçen yazıttan buranın antik bir köy harabesi olduğunu ve adının “Abeadae” olduğunu çıkartmıştır.

 

Höyüğün kuzeyinde nekropol alanı bulunmaktadır. Nekropol alanının bazı bölümleri kum alımı nedeniyle tahrip olmuş ve bir takım Roma Dönemine ait mezarlar çıkartılmıştır. Değirmentaşı, eşik taşı olabilecek mimari bir blok kalıntıları ile Roma mezar buluntularından lahit (Envanter No: A.4074) ve ostotek gövdesi (Envanter No: A.4074) buluntuları 1997 yılında müsadere edilerek Karaman Müzesi’nde koruma altına alınmıştır. Satıhta; Kalkolitik Çağ, İlk Tunç Çağı, II. Bin ve I. Bin, Roma ve Bizans dönemlerine ait çanak çömlek parçaları görülebilmektedir.

 

XVI. asrın sonlarına doğru Tımar Ruznamçe Defteri’ne göre Karye-i Karlık; Karaman eyâleti, Konya sancağının, Lârende nâhiyesine tâbi’ idi.

 

H. 20 Rebi‘u’l-âhir 984/ M. 17 Temmuz 1576 tarihinde Karye-i Karlık’ın hâsılı 300 akçe olup, tımarı Mahmûd’un elindedir (RD., nr. 48, s. 48/1).

 

Kılbasan’ın batı kısmında Eminler Köyü yolu üzerinde bulunan Kandale (Karlular) ve Sarular köyleri ile Kılbasan’ın doğu kısmında bulunan Kabahasan ve Sise köylerinin güvenlik nedeniyle bugünkü yerleşim alanları içerisine gelmesi Kılbasan’ın mahalle yapısını oluşturmuştur. Boyacı Mahallesi’ne Sarular Köyü, İmamlar Mahallesi’ne Kandale Köyü, Çarşı Mahallesi’ne de Kabahasan ve Sise köyleri yerleşmişlerdir.

 

XVI. yüzyılda tarımsal potansiyeli nedeniyle Kılbasan’ın tamamı hass (Osmanlılar’da padişaha, hânedan mensuplarına, yüksek devlet görevlilerine ait şahsî mülk, arazi, yıllık gelir ve dirlikler için kullanılan bir terim) gelirine ayrılan suğlalardan sayılmıştır. Kılbasan, bu yüzyılda Mazanşehir (Madenşehri) Nâhiyesi’ne bağlı bir yerleşim yeri olarak geçmektedir.

 

Osmanlı İmparatorluğu’nda “derbend” teşklilatını araştıran Cengiz ORHONLU (1927-1976), Kılbasan’ın bir derbend köyü olduğunu belirtmektedir. Derbend teşkilatı; ıssız ve veya menzil yerlerinde bulunan, bazı vergilerden muafiyet karşılığında yolların ve yolcuların güvenliğini sağlayıp, ihtiyaçlarını karşılayan tesislerdir.

 

Eşkıyalığın kendisini fazlaca hissettirdiği XVIII. yüzyılda; asayişin yeteri kadar sağlanamaması nedeniyle Kılbasanlılar muzdarip olmuşlardır. Köy sakinleri kapısız leventler ve eşkıyanın köyde bulunan haneleri basıp, emval ve eşyaya zararları bulunduğunu bu nedenle Çavuşlu ve Kadınhanı derbendleri gibi köylerinin etrafına duvar çevirmeye şiddetle ihtiyaçları olduğunu belirterek izin talebinde bulunmuşlardır. Kendi imkânları ile yapmaları, civar köy ve kazalardan ayni ve bedeni yardım talep etmemeleri şartıyla H. 15 Recep 1158/  M. 13 Ağustos 1745 tarihinde duvar izni çıkmıştır.

 

Karaman’da devlet ile halk arasındaki ilişkileri düzenlemek ve halkın kendi arasından seçtiği kişilerden biri olan âyanlar da zorbalık yapmışlardır. H. 1067-1248/ M. 1656-1833 yılları arası 297 numaralı Karaman Kadı Sicili’nin 122/2 sayfasında Âyan Çavuş-zâde Zeynel Abidin oğlu Seyit Abdurrahman’ın kethüdası Hüseyin’in bazı adamlarla birlikte Kılbasan Derbendi ahâlisinden altı sene boyunca zorla 60 kese akçe aldığı iddia edilmiştir. Bu âyan, H. 1192/ M. 1778-79 yılında halktan fazla vergi istediği için şikâyet edilmiştir.

 

Bazı Kılbasanlılar topraklarını terk ederek, dağlık alana çekildiği, bazılarının da şehir ve kasabalara göç ettiklerine dair kayıtlar ile H. 1212/ M. 1797-98 yılında köylülerin köye dönmeleri için Divan-ı Humayun’dan emir çıkmasına bakılırsa duvarında işe yaramadığı anlaşılmaktadır.

 

H. 1174-1177/ M. 1760-1764 yılları arası 288 numaralı Karaman Kadı Sicili’nin 9/3 sayfasında Kılbasan Karyesi’nden Seyit Mehmet’in iki senelik öşür borcu olan 50 kile zahireyi vermediği için Suğla Mukataası Voyvodosu İbrahim tarafından İstanbul’a şikâyet edilmiştir.

 

Aynı kadı sicilinin 89/2 sayfasında; Konya Sancağı, Karaman Kazası’na bağlı Kılbasan’la birlikte 29 karye bulunmaktadır.

 

H. 15 Rebiulahir 1188/ M. 25 Haziran 1774 tarihinde Devlet merkezinden çeşitli sebeplerle gelen görevlilere ve ayrıca kazânın bazı hizmetleri için Karaman’dan yapılan masraflara mukabil karye halkından tahsil edilmek üzere; Karye-i Kılbasan’ın hissesine 150 kurûş vergi düşmüştür (KŞS., nr. 290, s. 28).

 

H. 5 Safer 1189/ M. 7 Nisan 1775 tarihinde H. 25 Rebiülahir 1188-5 Safer 1189/ M. 5 Temmuz 1774- 7 Nisan 1775 arası Kılbasan karyesinden verilen 50 kile şair (arpa) kıymeti Konya valisi devletlü el-hâc Alî Paşa Hazretlerine olan masarifat 110 kûruş ve Koyuncu Süleymân Paşa’ya Kılbasan karyesi ahalisinden nakden verilen 450 ve 8 kıyye kahve bahası 18 kurûştur. Karaman’da biliktiza yapılmış olan masraf mukabili Karye-i Kılbasan’a 500 kurûş vergi taksim edilmiştir (KŞS., nr. 290, s. 88).

 

H. 3 Recep 1189/ M. 30 Ağustos 1775 tarihinde Saferü’l Hayr’ı 5. gününden, Receb-i Şerîfinin başına gelinceye dek (7 Nisan 1775-28 Ağustos 1775 arası) Karaman’da biliktiza yapılmış olan masraf mukabili Karye-i Kılbasan’a 800 kurûş vergi taksim edilmiştir (KŞS., nr. 290, s. 114).

 

XVIII. asrın son çeyreğinde; Şeyh Alî Semerkandi sülale-i tabilerinden olan Çavuş-zâdeler ailesinin müntesibi Seyyid elhâc Abdurrahmân’ı, Karaman’da sakin ulemâ, sulehâ, eimme, hutebâ ve şurefâ, meclis-i şer’de ittifakla, babası Zeynelabidin zamanındaki ahâlinin emniyet ve rahatına bakarak “muhtâr-u memleket” yani âyân seçmişlerdir.

 

İlk zamanlar Seyyid Abdurrahmân da babası gibi ahâliyi hoşnut edecek işler yaparak onların gönüllerini kazanmıştır. Ancak bu arada, Seyyid Abdurrahmân’ın kethüdâsı Böcü Hüseyin, İç-il kâtibi Mustafâ, Ermenaklı Hâcı Molla-oğlu Hâcı İbrâhim ile iş birliği yaparak, Kılbasan karyesinden 17 neferi bigayr-i hak katl, nisvânın (kadınların) ırzlarını hetk, kendilerinin 500-1.000’er kuruşlarını gasptan sonra, eksik verdiklerini bahane ile tekrar cebren 60 kese salyane tevzi etmek; bilahare İbrâla karyesinden 28 kişiyi zarara uğratıp, evladü iyallerine esir muamelesi yapmak gibi meş’um fiillere cüret ettiği, bazı kimseler, “garaz sahipleri” tarafından İstanbul’da padişaha iletilmiştir.

 

Bunun üzerine İstanbul’a çağrılan Çavuş-zâde Abdurrahmân Ağa, bir-iki ay sonra mahkeme olunmak üzere hasımlarıyla birlikte, Konya’ya gönderilmiştir. Aynı anda Konya kadısına da bir ferman gönderilerek, gelenleri “hak ve adil üzerine” muhakeme edip, “katl ve gasp maddeleri zımnında” davacı olanları, maktullerin vereselerini, tek tek sorgulamak suretiyle, katledilenlerin fuzuli değil, katledilmelerini icab eden şer’i bir sebebe istinaden öldürüldükleri hususunda gerektiğinde “yeminle teyid ederek” davalarından vazgeçirmesi emredilmiştir.

 

Bilahare, mahkeme tarafından Seyyid Abdurrahmân’a hakkında şikâyet edilen davalardan üzerine bir nesne sabit olmadığına dair 6 kıt’a “hüccet-i şer’iyye” verilmiştir. Ardından, Karaman kadısı, Gaferiyâd nâibi, Karaman ahâlilerinden gelen istek ve gönderilen hüccet ve ilâmlara nazaran Çavuş-zâde Abdurrahmân Ağa hakkında sadır olan fermanların kayıtları padişah tarafından silinmiş, Abdurrahmân Ağa’ya silinen fermanları senet ittihaz ederek, “garaz sahiplerine” kendisine “haksız yere” rencide ettirmemesi hususunda emân ve güvence verilmiştir (KŞS., nr. 290, s. 127-128/3, sene H. Evâsıt-ı Zilkâde 1189/ M. Ocak 1776).

 

H. 19 Zilhicce 1189/ M. 11 Şubat 1776 tarihinde H. 1189 senesi Saferü’l-Hayr’ı 15. gününden, Zilhicce’nin 19. gününe gelinceye kadar (M. 17 Nisan 1775’den 11 Şubat 1776’ya) Kılbasan karyesine 25 kûruş masraf yapılmıştır (KŞS., nr. 290, s. 126).

 

H. 19 Receb 1190/ M. 3 Eylül 1776 tarihinde H. 1189 senesi 19 Zilhiccesi’nden 19 Receb-i şerifi’ne kadar (M. 10 Şubat 1776- 3 Eylül 1776) Mirahor-u Vezir-i müşarun ileyh efendimize Kılbasan karyesinde verilen ta’yinat-ı şair (arpa) 30 kile masarifi 1.300 kurûş, karye-i merkuma irsal olunan nân-ü aziz (ekmek) 16 bin 130 kurûş ve 1.300 kile bulgurun maarifi 150 kurûştur. Karaman’da biliktiza yapılmış olan masraf mukabili Karye-i Kılbasan’dan 550 kurûş vergi ödemesi istenmiştir (KŞS., nr. 290, s. 153/1).

 

H. 20 Zilhicce 1190/ M. 30 Ocak 1777 tarihinde H. 19 Receb 1190’dan 20 Zilhicce 1190/ M. 3 Eylül 1776-30 Ocak 1777’a kadar Karaman’ın biliktiza vaki olan masarifatı Karaman’da sakin ulemâ, sülehâ, âyân ve ahali meyanında hesap edilerek mahalle ve karyelere taksim edilmiştir. Buna göre Karye-i Kılbasan’a 500 kurûş vergi düşmüştür (KŞS., nr. 290, s. 163/2).

 

H. 1195/ M. 1781 yılına mahsuben maden emini Mustafa Ağa’nın nezâretinde Kılbasan derbendi tarafından 2.010 kıyye kurşun Bozkır madeninden Alanya iskelesine taşınmıştır. Bu tarihte madenden iskeleye toplam 43.228 kıyye kurşun taşınmıştır (BOA., Cevdet Tasnifi, Darbhane (C.DRB), 2411).

 

H. 29 Safer 1197/ M. 3 Şubat 1783 tarihinde Konya sancağı Lârende kazâsında Kılbasân köyü ahâlileri memur oldukları derbend hizmeti karşılığında imdâd-ı hazeriyye ve seferiyyeden başka avârız-ı divâniyye ve tekâlif-i örfiyye ve şakkadan muaf ve müsellemler iken kazâ ahâlileri, tahammüllerinden başka hilâf-ı emri ali her salyâne tevziinde malumu’l-miktar hisse tekâlif ve 95 senesinde (H. 1195/ M. 1781) zâhire baha namıyla bin kuruş tarh ve tevzi eylediklerinden gayri iki senedir Bozkır madeninden Alanya İskelesi’ne kurşun nakl eylediklerinden perakende ve teleflerine bais olmağla kaza-i mezbûrun zulm ve teaddilerinin def edilmesi istenmiştir. Üzerlerine tevzi olunan kurşunu taşımaları ve ücretinin maden emini tarafından verileceği hatırlatılmış yazılı olan dışında tekâlif ve kurşun nakli talep edilmemesi emredilmiştir (BOA, Millî Emlâktan Devir Alınan Defter (MEDAD), nr. 8, s. 667/2).

 

Lârende kazası Kılbasan köyü derbendi, H. 4 Cemazeyilevvel 1198/ M. 26 Mart 1784 tarihinde üzerine düşen 2.000 kıyye kurşunu nakletmiştir. Aynı yıla mahsuben 500 kıyye kurşunun zam (artış) edilmesi nedeniyle yapılan şikâyetler üzerine bunun talep edilmemesi yönünde emir verilmiştir (Konya Şer’iyye Sicili, nr. 64, s. 23/2).

 

Sadrazam mukataası olan Lârende Kılbasan köyü ile serbest olan Çavuş köyü, Hatice Sultan Damat Osman’ın mâdeyesi olan Hotamışlı aşireti ile Sultan Selim evkâfından olan Karapınar kazâsı ahâlileri Bozkır madeninden muafiyet iddiasıyla aflarını talep etmişlerdir. H. 26 Şa’bân 1211/ M. 24 Şubat 1797 tarihinde, madendeki kurşunun üçte birinin satılmasıyla Alanya iskelesine nakliye ücreti karşılanacağından dolayı herkesin üzerine düşen kurşunu iskeleye taşıması istenmiştir (BOA, MEDAD., nr. 9, s. 214/2).

 

Kılbasan derbendi, Bozkır madeninde mevcut kurşunu Alanya iskelesine nakletmek yerine kurşunun kıyyesine beş para nakliye ve iki para mübaşiriyye ücretini ödemiştir (BOA., MEDAD., nr. 9, s. 217/1).

 

H. 7 Rebî-ül-âhir 1245/ M. 6 Ekim 1829 tarihinde Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye’den Lârende Kazâsına gönderilen askerler arasında Karye-i Kılbasân’dan Ömer-oğlu Alî ve Mevlüd-oğlu Mustafâ bulunmaktadır (KŞS., nr. 296, s. 3.4).

 

Karye-i Kılbasân, senede bir def’a olmak üzere H. 1245/ M. 1830 yılı için hâkim efendilere 14 kurûş ve mutâd kâtiplere 6 kurûş olmak üzere toplam 20 kurûş aidat veriyordu (KŞS., nr. 296, s. 14.1).

 

H. 12 Cemâziye’l-evvel 1246/ M. 7 Kasım 1830 tarihli Medîne-i Lârende kazâsına bâ buyuruldı matlub olunub kazâ-i mezbûrun mahallât ve kurâsından cem’ ve tedârik birle Konya’ya irsâl olunan şairin (köy ve kazaların arpa) defterinde; Kılbasân karyesinden şaîr 100 kile beyân olunmuştur (KŞS., nr. 296, s. 155.1).

 

H. 1246/ M. 1830 yılında Lârende kazâsında askerlik yapanlar arasında Kılbasân karyesinden Bayram-oğlu Alî bulunmaktadır (KŞS., nr. 296, s. 50.2).

 

H. 7 Şa’bân 1246/ M. 21 Ocak 1831 tarihinde Medîne-i Lârende mahallâtından Zâviye Mahallesi sâkinlerinden iken bundan akdem düyûnu terikesinden ezyed oldığı halde fevt olan Hâcı Abdülkerim-oğlu İbrâhim nâm müteveffânın terekesinde; Kılbasânlı Çoban Hâcı Alî’de zimem 12 kurûş bulunduğu ifade edilmektedir (KŞS., nr. 296, s. 141.2).

 

H. 7 Zi’l-ka’de 1246/ M. 19 Nisan 1831 tarihinde Medîne-i Lârende mahallâtından Mansûrdede Mahallesi sâkinlerinden iken bundan akdem fevt olan Helvâcı Hâcı Nuh binYahyâ nâm müteveffanın terekesinde; Kılbasânlı Kara Mûsâ’da zimem 53 kurûş ve Kılbasânlı Mazlum Hasan’da zimem 7 kurûş bulunduğu ifadesi geçmektedir (KŞS., nr. 296, s. 131.1).

 

H. 11 Zi’l-ka’de 1246/ M. 23 Nisan 1831 tarihli mülk satışında Kılbasân Karyesi sâkinlerinden Karasınırlı-oğlu Hasan ve Kör Velî-oğlu Mustafâ’nın isimleri geçmektedir (KŞS., nr. 296, s. 139.2).

 

H. 5 Zilhicce 1246/ M. 17 Mayıs 1831 tarihinde rûz-i hızır i’tibâriyle yani Zi’l-hiccetü’ş-Şerîfenin beşinci gününe gelinceye kadar altı mâhda Karye-i Kılbasân’ın Der-Saâdete bildirilen masrafı 985 kurûştur. Kılbasân karyesinden olub Asâkir-i Mansûre-i Muhammediyye neferâtından Abdülkerîm üzerine vârid olan sâliyanesi 95 kurûştur (KŞS., nr. 296, s. 94.1).

 

H. 9 Zi’l-hicce 1246/ M. 21 Mayıs 1831 tarihinde Medîne-i Lârende mahallâtından Kirişçi Baba Mahallesi sâkinlerinden iken bundan akdem bi-emrillâhi teâlâ vefât iden Ses-oğlu el-hâc Mehmed bin Alî nâm müteveffânın terekesinde; Kılbasânlı Alî Sıdkı-oğlu İbrâhim’de 1 inek düvesi 1 tosun (150 kurûş) kaydı bulunmaktadır (KŞS., nr. 296, s. 122.1).

 

H. 15 Safer 1247/ M. 26 Temmuz 1831 tarihinde Karye-i Kılbasân’dan Arslan-oğlu Mehmed’in-oğlu Mehmed ve Kenân-oğlu Deli Alî-oğlu Hüseyin askere alınmıştır (KŞS., nr. 296, s. 86.2).

 

H. 1 Rebîü’l-âhir 1247/ M. 9 Eylül 1831 tarihinde asâkir-i hassa-i şâhâne ve Mansûre-i Muhammediyye alayları ikmâl-i noksanları için gönderilen ve Kütahya’ya varmadan firar eden 8 askerin yerine Kılbasân karyesinden Karaoğlan’ın İbrâhim-oğlu Mustafâ, Der-Saâdete gönderilmiştir (KŞS., nr. 296, s. 96.2).

 

H. 23 Cemâziye’l-ûlâ 1247/ M. 30 Ekim 1831 tarihinde Kılbasân Karyesi sâkinlerinden vefât iden Kör Alî-oğlu Mehmed’in vefâtı üzerine tanzim edilen miras taksimi defterinde; zevcesi Fâtıma bint-i el-hâc Memiş ile çocukları; Mehmed ve Mevlüd’ün adları geçmektedir (KŞS., nr. 296, s. 108.2).

 

H. 1256/ M. 1840 yılı Temettü’at defterinde Kılbasan; “Hâss-ı Hümâyûn Tîmârî dâhilinde bulunduğu ve bir mikdârı Evkâf Tîmârı ve birazı Sipâhi Tîmârı olduğu” şeklinde ifade edilmektedir.

 

Karyedeki hâne reisleri ve meslekleri; Molla Mehmed-oğlu Hâcı Ebûbekir Efendi (imâm), Molla Mehmed-oğlu Hâcı İbrâhim (hatîb), Hâcı Ahmed-oğlu Hâcı Recep (çiftçi), Hâcı Memiş-oğlu Hâcı Mehmed (çiftçi), Abdurrahmân-oğlu Hâcı Kâsım (çiftçi), Alî-oğlu Mehmed (çiftçi), Ömer-oğlu Şişik Mustafâ (çiftçi), Ömer-oğlu Mükremin (çiftçi), Boşnak İbrâhim-oğlu Alî (çırak), Hâcı Hüseyin-oğlu Mehmed (çiftçi), Süleymân Hasan (çiftçi), Âli-oğlu Hâcı Abdülkerîm (çiftçi), Hasan-oğlu Hasan (çiftçi), Köse Hüseyin-oğlu Seyyid (çoban), Kara Mustafâ-oğlu Deli Mehmed (çiftçi), Mehmed-oğlu Emîr Osmân (çiftçi), İmâm Hasan-oğlu Yûsuf (çiftçi), Borlu Hasan-oğlu Mehmed (çiftçi), Hıdır-oğlu Halîl (çiftçi), Kel Alî-oğlu Mustafâ (çiftçi), Hasan-oğlu Mehmed (çiftçi), Hâcı-oğlu Mustafâ’nın İbrâhim (çiftçi), Yahyâ-oğlu Mehmed (çiftçi), Hâcı Yahyâ-oğlu Mehmed (çiftçi), Hâcı Îsâ-oğlu Hâcı İsmâ’îl (çiftçi), Kör Velî-oğlu Ahmed (çiftçi), Yûsuf-oğlu Hasan (çiftçi), Celîl Mehmed-oğlu Osmân (çiftçi), Bekdaş-oğlu Hüseyin (çiftçi), Sarı İsmâ’îl-oğlu İbrâhim (çiftçi), Cin Hüseyin-oğlu Mustafâ (çoban), Kara Mehmed-oğlu Durmuş (çiftçi), Kara Yûsuf-oğlu İsmâ’îl (çoban), Molla Ahmed-oğlu Osmân (çoban), İsmâ’îl-oğlu Hüseyin (çiftçi), Deli Velî-oğlu Durmuş (çiftçi), Keşf Ahmed-oğlu Alî (çiftçi), Mehmed-oğlu Süleymân (müsin ve ihtiyâr), Abdülcelîl-oğlu Halîl (çiftçi), Nu’man-oğlu Abdülkadîr (çiftçi), İsmâ’îl-oğlu Alemdâr Yûsuf (çiftçi), Abdullâh-oğlu Türkmen Velî (çiftçi), Köse İdris-oğlu Alî (çiftçi), Kara Mustafâ-oğlu İbrâhim (çiftçi), Mehmed-oğlu Abbâs (çiftçi), Türkmen Abdurrahmân-oğlu Mehmed (hizmetkâr), Kadı Salîh-oğlu Mehmed (çiftçi), Kâsım Mehmed-oğlu İbrâhim (çiftçi), Ahmed-oğlu Îsâ (çiftçi), Mustafâ-oğlu Abdülmü’min (çiftçi), Hâcı Ömer-oğlu Hüseyin (çiftçi), Ahmed-oğlu Abdülbâki (çiftçi), Memiş-oğlu Kara Mevlüd (ırgat), Balî Alî-oğlu Mehmed (çiftçi), İbrâhim-oğlu Hüseyin (çiftçi), Hâcı Abdülkadîr-oğlu Mehmed (berber), Kör Mehmed-oğlu Osmân (çiftçi), İlisıralı Ahmed-oğlu Tatar Seyyid (çiftçi), Ca’fer-oğlu Mehmed (çiftçi), Hadim Ömer-oğlu Alî (hizmetkâr), Keçeli Hasan-oğlu Mehmed (çiftçi), Kethüdâ Süleymân-oğlu Îsâ (çiftçi), Kara Alî-oğlu Abdülkerîm (çiftçi), Halîl İbrâhim-oğlu Halîl (çiftçi), Canan Mehmed-oğlu İbrâhim (çiftçi), Kırış Hasan-oğlu İbrâhim (çiftçi), Ya’kûb-oğlu İbrâhim (çiftçi), Kara Hüseyin-oğlu Durmuş (çiftçi), Köse Mehmed-oğlu İbrâhim (çiftçi), İsmâ’îl-oğlu Mehmed (çiftçi), Topal Halîl-oğlu Hasan (çiftçi), Kör Alî-oğlu Mustafâ (çiftçi), Osmân-oğlu Mûsâ (çiftçi), Mehmed-oğlu Hüseyin (çiftçi), Mehmed-oğlu Sarı Mustafâ (ırgat), Koca Osmân-oğlu Mustafâ (çiftçi), Ebûbekir-oğlu Kara Alî (ırgat), Hâcı Halîl-oğlu Hâcı Alî (çiftçi), Hâcı Topal-oğlu Hasan (çiftçi), Halîl-oğlu İbrâhim (çiftçi), Ca’fer-oğlu Kel Hasan (çiftçi), Kör Alî-oğlu Mevlüd (çiftçi), Ca’fer-oğlu Osmân (çoban), İlisıralı Abdî-oğlu Memiş (eytâm), Yûsuf-oğlu Mustafâ (çoban), Karasenirli Hasan-oğlu İslâm (çiftçi), İbrâhim-oğlu Mahmûd (çiftçi), Süleymân-oğlu Gülüz Hüseyin (çiftçi), Alî Hayran’ın-oğlu Hasan (çiftçi), Arslan Mustafâ-oğlu Îsâ (çiftçi), Sarı Alî-oğlu Mehmed (çiftçi), Ahmed-oğlu Dağlı Mahmûd (çiftçi), Arslan Mevlüd-oğlu Mehmed Alî (çiftçi), Arslan Mûsâ-oğlu Salîh (çiftçi), Iraz Mehmed-oğlu İbrâhim (çiftçi), Dede-oğlu Abdullâh (çiftçi), Kara Mızrak-oğlu Alî (çiftçi), Köle İsmâ’îl-oğlu Hasan (çiftçi), Altı-oğlu Hüseyin (ırgat), İbrâhim-oğlu Ahmed (çiftçi), Hasan-oğlu Kör İbrâhim (çiftçi), Topal Ebûbekir-oğlu Hasan (çiftçi), Deli Alî-oğlu Mustafâ (çiftçi), Nebi-oğlu Seyyid (çiftçi), Koca-oğlu Ahmed (ırgat), Kürd Hasan-oğlu Mustafâ (çiftçi), Yûsuf-oğlu Deli Mûsâ Uygar, Kör Alî-oğlu Hüseyin (ırgat), Abdullâh-oğlu Ilıcapınarlı Mehmed (ırgat), Kurusıkı Alî-oğlu Ömer (ırgat), Ca’fer-oğlu Könbe Mehmed (çiftçi), Tanacı Alî-oğlu Mustafâ (çiftçi) Âli-oğlu Ömer (çiftçi), Kör Mûsâ-oğlu Mustafâ (çiftçi), Mevlüd-oğlu Osmân (ırgat), Abdullâh-oğlu Halîl (çiftçi), Abdülkadîr-oğlu Mevlüd (çiftçi), Emîr Mehmed-oğlu Mûsâ (çiftçi), Emîr Mehmed-oğlu İsmâ’îl (ırgat), Erzingânlı Hüseyin-oğlu Mustafâ (ırgat), Abdülcelîl-oğlu Koca Alî (çiftçi), Alî-oğlu Kara Hasan  (ırgat), Mustafâ-oğlu Yazık Mehmed (çiftçi), Hasan-oğlu Ya’kûb (çoban), Dilki Ebûbekir-oğlu Osmân (çiftçi), İsmâ’îl-oğlu Hâcı Yûsuf (çiftçi), Keçimenli Abdullâh-oğlu Hüseyin (çoban), İsmâ’îl-oğlu Mahmûd (Anadolu Ordusu’nda asker), Hasan-oğlu Kavlak İsmâ’îl (müsin ve ihtiyâr), Abacı Hasan-oğlu Mustafâ (çoban) ve İsmâ’îl-oğlu Hüseyin’dir (çiftçi).

 

Hâne sayısı 161 olan Kılbasan’da 88 adet bargir (beygir), 32 adet camus (camız), 6 adet camus tanası, 74 adet deve, 2.725 adet ganem (koyun), 241 adet toklu, 1 adet inek düğesi, 288 adet inek, 7 adet tanalı inek, 1.834 adet keçi, 210 adet oğlak, 1 adet kısrak-bargir taylı, 225 adet merkep, 59 adet merkep sıpası, 4 sıpalı merkep, 409 adet öküz, 211 adet tana, 4 adet tay, 7 adet tosun, 65 adet zenbûr (arı) kovanı, 5.930 dönüm ednâ tarla, 2.466 dönüm hâlî (boş) tarla, 3.464 dönüm mezru (ekilir) tarla tespit edilmiştir.

 

Kılbasan’ın emlâk kıymeti 11. 860 kuruş, hayvân kıymeti 190.143 kuruş, temettü’âtı 37.760 kuruş, yekûnu 239.763 kuruş, hâne başı ortalama gelir 1.489 kuruş ve tekâlifi 10.405 kuruş olarak kaydedilmiştir (BOA., ML., VRD., TMT., nr. 10444).

 

“Zirde maharrer olan mezra’alar (Davda, Mercik, Eminler, Sarılar, Karlı, Kandalı, Sis, Kaba Hasan ve Kucur) bundan yüzelli yıl mukaddem (önce) karye (köy)  iselerde ahâlîleri perakende (dağılmış) ve perişan olub yerleri hâlî (boş) ve arâzîleri mu’attal kalmış olduğundan bir miktarını iş bu Kılbasan ahâlîleri zira’at ide geldikleri.”

 

“Medine-i Lârende Kazası’na muzaf Davda nâm mahall-i mübarekede medfûn Yatağan Baba kuddus-i sirruhu dergâh-ı şerifinde olan zâviyedârın (Orta boylu kır sakallı Şeyh Mehmed Dede) emlâk ve arâzî kıymet-i hakikilerini mübeyyin defterdir ki zirde beyân şoddur.” (Başbakanlık Osmanlı Arşivi, ML. VRD. TMT. d. no: 10442, s. 110-130).

 

H. 1312-1317/ M. 1897-1901 yılları 323 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili’nde Kılbasan Karyesi’nden ismi geçenler şunlardır: “Fehriye bint-i Mevlüd, Alî bin İbrâhim, Râziye bint-i Osmân, Hasan Hüseyin bin Hasan, Şerîfe bint-i Ahmed, Hüseyin bin Ahmed, Âyşe bint-i Hüseyin, Ahmed Memiş, Şerîfe bint-i Mehmed, Mustafâ bin Süleymân, Satı bint-i Velî, Hüseyin bin Ahmed Çavuş, Sıdıka bint-i İsmâ’îl, Alî bin Emrullah, Şerîfe bint-i Mehmed, Mevlüd bin Mehmed, Emine bint-i Nebî, Mustafâ bin Hasan, Safiye bint-i Mustafâ, Alî bin Alî, Kezbân bint-i Ömer Alî, Hüseyin bin Mustafâ, Fâtıma bint-i Mustafâ, Mehmed bin Sâlih, Meryem bint-i Mehmed, Hüseyin bin Alî, Esmâ bint-i Arab Mevlüd, Mehmed bin Mustafâ, Râziye bint-i Hasan, Hasan bin Mustafâ, Kiraz bint-i Abdülkâdir, Alî bin Mustafâ, Âyşe bint-i Mehmed, Süleymân bin Molla Hasan Efendi, Şerîfe bint-i Hüseyin, Muhsin bin Hâcı Zeki, Satı bint-i Hasan, Hâcı İsmâ’îl bin Alî, Zeynep bint-i Ahmed, Esmâ bint-i Mûsa, İsmâ’îl bin Hasan, Şerîfe bint-i Hasan, Alî bin Hâlil, Fâtıma bint-i Hâcı Himmet, Mustafa bin Hâlil, Fâtıma bint-i Hüseyin, Alî bin Mustafâ, Kezbân bint-i Ömer Alî, Durmuş bin Alî Ahmed, Zeynep bint-i Ömer, Hüseyin bin İsmâ’îl, Züleyhâ bint-i Osmân, Osmân bin Mehmed, Fâtıma bint-i Ahmed, Ahmed bin Hâcı Bekir, Mü’mine bint-i Ömer, İbrâhim bin Şeyh Yahyâ, Hâlime bint-i İsmâ’îl, Hızır bin Emrullah, Emine bint-i Mevlüd, Mehmed bin Molla Hasan, Emine bint-i Nûrî, Zâtî-oğlu bin Mustafâ, Zehra bint-i Mehmed, Alî bin Ömer, Fâtıma bint-i Ahmed, Osmân bin Ahmed, Fâtıma bint-i Yâ’kûb, Bayram bin Osmân, Zelihâ bint-i Ömer, Hasan bin Mehmed, Emine bint-i Hasan, Alî bin Ömer, Şerîfe bint-i Durmuş, İsmâ’îl bin İbrâhim, Âyşe bint-i Hasan, Ahmed bin Mehmed, Fâtıma bint-i Osmân, İsmâ’îl bin Hâcı Vehhâb, Fâtıma bint-i Abdullâh, Hüseyin bin Ahmed, Emine bint-i Hasan, Bayram bin Nebî, Tûtî bint-i Hasan, Ömer bin İsmâ’îl, Hadîce bint-i Mustafâ, Mehmed bin Hüseyin, Hasan bin Alî, Fâtıma bint-i İbrâhim, Ahmed bin Alî, Alîme bint-i Mûsâ, Alî bint-i Hasan, Alîme bint-i Hasan, Hâcı Himmet bin Alî, İsmâ’îl bin Mehmed, Kezbân bint-i Abdülbâkî, Alî bin Mehmed, Sultan bint-i Hasan, Abdullâh bin Hasan, Marziye bint-i İsmâ’îl ve Ahmed Çavuş bin Alî’dir.

 

H. 5 Rabiulevvel 1323/ M. 10 Mayıs 1905 tarihli Kılbasan Karyesi’nden Hâcı Müzekkir-oğlu Hâcı Mustafâ bin Hâcı’nın vefatıyla açılan tereke davasında; merhumun annesi Marziye bint-i Hâcı Mevlüd, eşi Fâtıma bint-i Hâcı İbrâhim, çocukları; Süleymân, Kerîm, Ferhâd, Satı ve Zîcân, kardeşi Mehmed ibn Hâcı ile kayınbirâderi Hâcı Mevlüd ibn Hâcı İbrâhim’in adları geçmektedir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 13, s. 8/1).

 

Yine aynı davanın devamında müteveffanın ismi Lezgi oğlu Hâcı Mustafâ Bin Hâcı olarak geçmektedir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 14, s. 9/1).

 

H. 2 Rabiulevvel 1323/ M. 7 Mayıs 1905 tarihli verâset davasında (Zeybek-oğlu Osmân ibn Durmuş bin Memiş); eşi Hânım bint-i Mehmed, kızkardeşi Rûkiye ibnet-i Durmuş ve devamında davada; Kılbasan ahalisinden Mendilci-oğlu Mehmed ve Hasan oğlu Mevlüd ile eniştesi Arslan-oğlu Alî ibn Hasan’ın adları geçmektedir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 28, s. 17/2, 18/1).

 

H. 8 Muharrem 1324/ M. 4 Mart 1906 tarihli bir verâset davasında Kılbasan Karyesi’nden İmâm-oğlu Hâcı Mehmed Ağa ibn Hüseyin’in şahitliğine müracaat edilmiştir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 101, s.65/1).

 

H. 15 Rabiulahir 1324/ M. 8 Haziran 1906 tarihli bir verâset davasında Kılbasan Karyesi’nden Hâcı Hasan ibn Mahmûd ve Hâcı Hüseyin oğlu Mahmûd’un şahitliklerine müracaat edilmiştir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 162, s. 116/1).

 

H. 27 Rabiulevvel 1323/ M. 5 Temmuz 1906 tarihli kayıp bargir davasında (Hâcı Mahmûd-oğlu Mevlüd) Kılbasan karyesi imâmı Hüseyin-oğlu Molla Hasan Efendi ibn Hâcı Mehmed, muhtâr-ı evveli Mehmed-oğlu Recep Ağa ibn Hüseyin, muhtâr-ı sânîsi Mehmed-oğlu Yahyâ Efendi ibn Şa’bân, karye ahâlisinden Deli Velî oğlu Alî, Hâcı Abdullâh ibn Hâcı, Mustafâ oğlu Mehmed, Güdümenli-oğlu Mehmed ibn Mehmed’in adları geçmektedir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 25, s. 16/1).

 

H. 5 Recep 1324/ M. 25 Ağustos 1906 tarihli bir zevciyet hukukuna riayet tabinde; Şa’bân oğlu Mustafâ ve Şeîfe bint-i Hâcı Alî’nin isimleri geçmektedir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 189, s. 141/3).

 

H. 5 Şevval 1324/ M. 22 Kasım 1906 tarihli kayıp para, buğday ve kısrak talebi ile açılan davada (aslen Niğde Sancağı’na bağlı Hassaköy köy ahâlisinden olub Kılbasan karyesinde ikâmet eden Rûm milletinden Pavli-oğlu Yuvan) ve devamında; İmâm Hüseyin Efendi, muhtar-ı sânîsi İbrahim, muhtar-ı evveli Süleymân, Hâcı-oğlu Hâcı Osmân, Derviş-oğlu Hâcı İsmâ’îl, Mehmed Onbaşı-oğlu Süleymân, Yörük Ömer-oğlu Hâcı Bayram, Hâcı Mustafa oğlu Hâcı İbrâhim, ve Nebî-oğlu Yûnus’un adları geçmektedir (319 Numaralı Karaman Şer’iyye Sicili, numara: 220, s. 158/3, 159/1).

 

GÜLCAN, R. 1321/ M. 1906 yıllarında Yuvatepe Köyü’ne iskân edilen muhâcirleri benimsemeyen Kılbasanlılar’ın niza çıkardıklarını, çıkan kavgada birisi Kılbasanlı, biriside Mercikli olmak üzere kayıp verildiğinden bahsetmektedir.

 

R. 26 Teşrîn-i evvel 1325/ 8 Kasım 1909 tarihinde ibtidâî mektepleri mevcut olup da muallim maaşları yeniden düzenlenerek açılacak olan bazı köylerin isimlerinin yer aldığı liste yayınlanmıştır. Bu listede Karaman dâhilinde Kılbasan, Gaferyad, İlisıra, İbrala ve Fezkale köyleri yer almaktadır.

 

1909 senesi Kasım ayı başına kadar açılması düşünülen bu mekteplerle ilgili şartlar, Vilâyet Tensîk Komisyonu tarafından kararlaştırılmıştır. Vilâyet makamından ilgililere bu konuda bilgi verilerek, gereğinin yapılması emredilmiştir. Söz konusu mekteplerde muallimlerin maâşlarının 1909 senesi Kasım ayı başlangıcından itibaren aylık 200 kurûş olarak maârif hissesinden ödenmesi, Bu mekteplere tayin edilecek muallimlerin ise dâr’ül-muallimîn mezunlarından veya ehliyetnâmesi olanlarla bu konuda gerekli vasıflara sahip bulunanlardan seçilerek tayini ve ilgili yerlerce gerekli vasıflara sahip muallimler bulunamayacaksa vilayetçe tayin edilerek gönderilmek üzere bilgi verilmesi istenmiştir (Konya Vilâyet Gazetesi, nr. 1942, s. 2).

 

Konya Vilâyeti Sıhhiye Müdürü Dr. Nazmi Azmi Bey (SELCEN soyadını almıştır, R. 1303/ M. 1887, Arapgir, Malatya-1945, İstanbul) R. 1338/ M. 1922 yılında tarafından kaleme alınan “Türkiye’nin Sıhhi-i İçtimai Coğrafyası, Konya Vilâyeti” adlı eserde; Konya Vilâyeti, Karaman Kazası, Merkez Nâhiyesine bağlı 32 köy arasında ismi geçmektedir.

 

Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey (R. 1309/ M. 1893, Sapanca, Sakarya-1958, ?), R. 1338/ M. 1922 yılında kaleme aldığı “Karaman Ahval-i İçtimâiyye Coğrafiyye ve Tarihiyyesi” isimli kitabında, merkez kazâya tabi köyün Karaman’a mesafesinin 3 saat olduğunu kaydetmiştir.

 

SAPANCALI, köyde “Mutavassıta 1” sınıfında 40 talebeli bir mektebin varlığından bahsetmektedir.

 

R. 1344/ M. 1928 yılında eski Türkçe alfabe ile yayınlanan “Son Teşkilat-ı Mülkiye’de Köylerimizin Adları” isimli kitapta Kılbasan; Konya Vilayeti, Karaman Kazası, Merkez Nahiyesi köyleri arasında zikredilmiş ve eski Türkçe harfler ile ” قلبصان”, Lâtin harfleriyle “Kolbasan” şeklinde ifade edilmiştir.

 

Kılbasan Köyü ilk olarak 1929 yılında nahiye olmuş, Nahiye müdürü, muhtar ve kolluk kuvvetlerinin (jandarma) burada açılmasıyla, Kılbasan Köyü ve bağlı olan çevresi oluşturulmuştur.

 

1938 yılının Temmuz ayında Kılbasan nâhiyesinde Haziranda yapılması gereken hendek köprü, su birikintileri ve lağım su kuyuları onarılmıştır (“Kazalarımızda”, Ekekon, nr. 534-264, 9 Temmuz 1938, s. 2).

 

21 Haziran 1989 tarihinde kabul edilen 3578 sayılı 4 il ve 5 ilçe Kurulması Hakkında Kanun gereğince Karaman İli, Merkez İlçe, Kılbasan Bucağı’na 18 köy (Eminler, Demiryurt (Mandason), Yuvatepe (Mercik), İslihisar, Kisecik, Kaşoba, Ortaoba, Süleymanhacı, Madenşehri, Eğilmez, Karacaören, Çoğlu, Burunoba, Osmaniye, Hamidiye, Dinek, Kameni (Boyalıtepe) ve Üçkuyu (Değle) bağlanmıştır.

 

1965 yılı nüfus sayımından sonra 2.024’e ulaşan nüfusu ile Kılbasan’da belediye kurulması, Danıştay Genel Kurulunun 16/2/1967 tarih ve 1967/49-45 sayılı kararı-üzerine, 1580 sayılı Kanunun 7469 sayılı Kanunla değişik 7 nci maddesine göre uygun görülmüştür (13 Mart 1967 tarihli ve 12550 sayılı Resmî Gazete).

17 Eylül 1967 tarihinde yapılan mahalli idareler seçimi ile belediye organları oluşturulmuştur.

 

Kılbasan Belediye Meclisi’nin 02.10.1967 tarihli ve 2/4 sayılı kararı ile Kılbasan Belediyesi sınırları içerisinde İmamlar, Çarşı, Boyacı ve İmamoğlu mahallesi adı altında 4 adet mahalle kurulmasına karar verilmiştir.

 

Daha sonra Kılbasan Belediye Meclisi’nin 03.10.2006 tarihli ve 18 sayılı kararı ile mahalle sayısı 6’ya çıkartılarak, mahalle sınırları yeniden belirlenmiştir. Böylece Atatürk ve Karamanoğlu Mehmet Bey adında iki yeni mahalle teşkil edilmiştir.

 

2007 yılı içerisinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından adrese dayalı yapmış olduğu nüfus sayım sonuçlarının açıklamış, 22.03.2008 tarihli ve 26824 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “5747 sayılı Büyükşehir Belediyesi Sınırları İçerisinde İlçe Kurulması ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkındaki Kanun”un Geçici 1 nci maddesinde TÜİK verilerinde nüfusu 2000’in altında kalan ve 4 nolu cetvelde yazılı belediyelerin tüzel kişilikleri kaldırılarak köye dönüştürülmüştür.

 

Danıştay 8 inci Daire Başkanlığı’nın almış olduğu 19.12.2008 gün ve E:2008/4826, K: 2008/8384 sayılı kararı gereğince belediye başkanlığı tarafından TÜİK tarafından yapılan nüfus sayımına itiraz ve Konya İdari Mahkemesi’ne açılan dava ile bir kez daha belediyelerin tüzel kişiliğinin devam etmesinden dolayı Kılbasan’da 28 Mart 2009 tarihinde belediye seçimleri son kez yapılmıştır.

 

Kılbasan Belediyesi, 06/12/2012 tarihli ve 28489 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan “6360 sayılı On Dört İlde Büyükşehir Belediyesi ve Yirmi Yedi İlçe Kurulması ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”la nüfusu 2.000’in altında kaldığından kapatılmıştır.

 

Belediye başkanları; İbrahim BAYKARA (2009-2014), Ahmet ERTUĞRUL (1994-2009), İ. Hakkı ORHAN (1989-1994), İbrahim BAYKARA (1984-1989), Mehmet OVALI (1982-1984), Abdullah SAKARYA (1981-1982), Selahattin ÖZKAN (1980-1981), İsmail ARI (1973-1980) ve İ. Hakkı ORHAN’dır (1967-1973).

 

H. 1256/ M. 1844 yılı Temettü’at defterinde köyde; 161 hânede 438 erkek kayıtlıdır. Buna göre nüfusunun 876-968 olabileceği tahmin edilmektedir.

 

R. 1320/ M. 1904 yılı genel nüfus sayımında 957 kişi sayılmıştır.

 

Sapancalı Muallim H. Hüseyin Bey, R. 1338/ M. 1922 yılında köyün nüfusunu 225 hâne ve 577 kişi olarak kaydetmiştir.

 

R. 1341/ M. 1925 yılında yapılacak olan mebus (milletvekili) seçimi için hazırlanan genel nüfus defterine göre 1.009’dur.

 

1950’de 1.430 ve 1960’da 1.681 olarak sayılmıştır.

 

1965’de 2.024 olan nüfusu, 1970 yılı sayımında 1.984’e düşmüştür. 1975’de 2.159 çıkmış, 1980’de 1.930’a düşmüştür. 1985 sayımında 2.288 olan nüfus 1990 nüfus sayımında 2.104’a düşmüştür. 2000’de ise 2.850’e yükselmiştir.

 

TÜİK tarafından 2007 yılında geçilen Adrese Dayalı Nüfus Kayıt Sistemi’ne (ADNKS) göre 1.717’dir.

 

2008’de 1.683, 2009’da 1.709, 2010’da 1.691, 2011’de 1.662, 2012’de 1.638, 2013’de 1.611, 2014’de 1.612, 2015’de 1.600, 2016’da 1.683 ve 2017’de 1.664 olarak tespit edilmiştir.

 

Kılbasan halkının büyük bir kısmı Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde işçi olarak çalışmaktadır. Bu işçilerin yazın tatilini geçirmek üzere köye döndüklerinde nüfusu ikiye katlanmaktadır.

 

1.201 seçmeni olan Kılbasan Köyü’nde 1 Kasım 2015 günü yapılan 26. Dönem Milletvekili Genel Seçimleri’nde 1.077 seçmen 1374, 1375, 1376 ve 1377 numaralı sandıklarda oy kullanmıştır. 1.052 oy geçerli sayılırken, 25 oy geçersiz sayılmıştır. Kılbasanlılar, 683 oyla en fazla AK Parti’yi tercih etmişlerdir. CHP 207 oy ve MHP 125 oy almıştır. HDP’ye ise 3 oy çıkmıştır.

 

Köyün Muhtarı; Zekeriya ÖZERMİŞ’dir (irtibat numarası: 0 532 504 84 77).

 

Köyün eski muhtarları (ilk belediye başkanı seçiminin yapıldığı 17 Eylül 1967 tarihine kadar); Ali Rıza KAYALIK (1965-1967), Memiş ÇİLEK (1964-1965), Yusuf BAYKARA (1963-1964), İbrahim Hakkı ORHAN (1957-1963), İbrahim KIZILAY (1954-1957), Durmuş SÜMER (1951-1954), Ahmet ÜLKER (1951), Hasan KARA (1948-1951), Yahya GÜLŞEN (1947-1948), İlyas OVALI (1944-1947), Mehmet PANCAR (1944), Mahmut ÖZTÜRK (1943-1944), Yakup BAĞCI (1942-1943), İbrahim DÜNDAR (1942), Veysel ORHAN (1941-1942), Mehmet PANCAR (1939-1941), Ali ÖZTÜRK (1938-1939), Mahmut ERTUĞRUL (1935-1938), İbrahim ? (1934-1935), Mustafa BAYKARA (1929-1934).

 

İklim yapısı kışın soğuk ve yağışlı, yaz ayları ise kurak ve sıcaktır. Herhangi bir yer altı zenginliğine sahip olmayan kasaba, tarıma elverişli geniş arazilere sahiptir. Kasaba ve çevresinde göl, akarsu ve orman alanları yoktur. Çevre düz bir alandır.

 

Ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayanmaktadır. Buğday başta olmak üzere fasulye, dane mısır, elma, arpa, şekerpancarı, silajlık mısır, fiğ, yonca ve patates gibi tarla tarımı yapılmaktadır. Köy genelinde sulu tarım yapılmakta olup, 329 dekar alan nadasa bırakılmaktadır.

 

Köyün 3 bine yakın büyükbaş ve 4 bin 517 adet küçükbaş hayvan varlığı bulunmaktadır.

 

Köyde; 1418 sayılı Tarım Kredi, Tarımsal Kalkınma ve Toprak Islahı ve Sulama kooperatifleri bulunmaktadır.

 

Köy, Karaman Ovası taşkın koruma tesislerinden yararlanan çevre köyleri (Akçaşehir, Dinek, Çoğlu, Osmaniye, Hamidiye, Burunoba, Göztepe, Kızık, Salur, Sudurağı, Ekinözü ve Beydilli) ile bir araya gelerek “Karaman Ovası Taşkın Koruma Tesisleri” adında 1969 yılında bir birlik kurmuşlardır. Birliğin kuruluş sermayesi yararlanma oranına göre belirlendiğinden Kılbasan Nahiyesi 600 TL’lik katkıda bulunmuştur. Birlik, boşaltım kanallarının Devlet Su İşleri (DSİ) yetkililerinin kontrol ve gözetiminde bakımını, korunmasını ve temizlenmesini gerçekleştirmiştir.

 

1977 yılında kurulan ve 279 ortağı bulunan Toprak Islahı ve Sulama Kooperatifi sahası içerisine açılmış sulama amaçlı kuyuların debisi 40 ile 80 litre/saniye arasında bulunmaktadır. Tamamı kapalı sistem olup, köyde basınçlı sulama sistemleri kullanılmaktadır.

 

Ayrıca Karaman Ovası Sulama Birliği’nin sulama sahası içerisine girmektedir. Gödet Barajı’nda biriken yıllık su rezervine takviye olarak yer altı kuyuları da kullanılmaktadır.

 

Ayrıca 3083 sayılı Sulama Alanlarında Arazi Düzenlenmesine Dair Tarım Reformu Kanunu gereğince 1987-97 yılları arasında mülga Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü’nce 5.248 hektar alanda arazi toplulaştırması başarılı bir şekilde gerçekleştirilmiştir.

 

Köyün arazi kadastrosu 11 Aralık 1960 tarihinde kesinleşmiştir. 1844,0430 hektar orman varlığı bulunmaktadır. Orman kadastrosu ile 3 Kasım 1993 tarihinde geçmiş olup, 33,6700 ha orman alanı tescil edilmiştir. 2/B arazisi bulunmaktadır.

 

Köyün mevkiileri; Akbaş, Akdüz, Bahçelik, Boyacı Köprüsü, Bozat, Bozot, Çakıliçi, Çalı, Çandır Mahallesi, Çayırlık, Çakıliçi, Davdabağı, Güllüharım, Havanınkuyu, İmamlar Mahallesi, İnönü, Kalaycık, Kalecik Tepesi, Kandalı, Karabent, Karalgazi, Karlaraltı, Kavanın Kuyu, Kır, Kırmahalle, Kırmahalle Altı, Kızılyer, Körköprü, Körsü, Köyboyalığı, Köy civarı, Köyiçi, Çandır, Kuvvettaşı, Olukyer, Savak, Soğla, Tabakgölü ve Toprakkuyu’dur.

 

Köy nüfusuna kayıtlı ailelerin soyadları; Akar, Akdağ, Algın, Arı, Arslan, Atçeken, Avcı, Bağcı, Balcı, Baykara, Bayram, Bilgin, Boyalı,Burdur,  Camcı, Cankat, Ceylan, Çiçek, Çilek, Demir,Doğan, Dülger, Dündar,Ekinci, Emekli, Erokutan, Eröztürk, Ertuğrul, Göcen, Gülşen, Güngör, Havan, Horzum, Işık,  Kara, Karaca, Kayalık, Kılıçaslan, Kırış, Kızılay, Koçak, Konukseven, Koyuncu, Küçük, Okur, Orhan, Ovalı, Örgü, Öz, Özcan, Özdemir, Özel, Özermiş, Öztürk, Pancar, Sarı, Sekmen, Sümer, Şahin, Şahin, Şahinli, Şaşma, Şenakdağ, Şener, Şimşir, Taban, Tek, Tok, Topal, Uğurlu, Urhan, Ülker, Ünlü, Varışlı, Varol, Yalçıner, Yaşar, Yazıcı, Yıldırım ve Yıldız’dır.

 

1953 Kılbasan doğumlu olan Recep KIRIŞ, işletme tahsili yapmıştır. Özel sektörde üst düzey yöneticilik, gazetecilik ve yazarlık yapan KIRIŞ, Islahatçı Demokrasi (IDP) ve Büyük Birlik Partisi (BBP) kurucu üyeleri arasında yer almıştır. KIRIŞ, XIX. dönem Kahramanmaraş ve XX. dönem Kayseri milletvekilliği yapmıştır.

 

Köyde 7 adet câmii (Boyacı, Büyük, İmamoğlu, Kartoğlan, Kır Mahalle, Selimiye ve Ara Mahalle) ve 1 adet Kur’an Kursu bulunmaktadır.

 

Kılbasan İlkokulu; eğitim ve öğretime 1927 yılında başlamıştır. 1965 yılında köy tüzel kişiliği bünyesinde tapusu çıkartılmıştır. Bahçe alanı yaklaşık 10 bin metre kare ve bahçe bünyesinde ciddi bir tadilata ihtiyaca olan spor salonu, oyun parkı ve yemekhanesi vardır. 2002 yılında tadilat yapılıp okul kapasitesi büyütülmüştür. Okulda; 1 müdür, 1 müdür yardımcısı, 10 sınıf öğretmeni, 2 okul öncesi, 1 memur ve 2 hizmetli (biri İŞKUR elemanı) olmak üzere 17 personel mevcuttur.

 

Kılbasan 75. Yıl Ortaokulu; 9 derslik, 1 laboratuvar ve 1 bilişim teknoloji, 1 kütüphane, 1 müdür odası, 1 müdür yardımcısı odası ve 1 adet öğretmenler odasının bulunduğu binada hizmet vermektedir. Okulun öğretmen sayısı 13 ve toplam öğrenci sayısı 130’dur.

 

İlk ve ortaokula taşımalı sistemle çevre köylerden Dinek, Eminler, Demiryurt, Yuvatepe Göztepe, Hamidiye, Üçkuyu ve Madenşehri köylerinden öğrenci getirilmektedir.

 

Kılbasanlıların % 3’ ü yüksekokul veya üniversite mezunu, % 35’i lise ve dengi okulu mezunu, % 42’si ilkokul mezunu, % 10 okur-yazar ve % 10 okuma yazma bilmeyen nüfusa sahiptir.

 

Köyde lise bulunmamaktadır. 1990 yılında lise açılmış ancak Karaman’ın çok yakın olması ve Karaman’da çok çeşitli okul alternatiflerinin olması nedeniyle lisenin öğretime açılması sağlanamamıştır.

 

Kılbasan ve çevresinde bulunan 13 adet köyün sağlık hizmetleri Kılbasan Sağlık Ocağı tarafından yürütülmektedir. Sağlık ocağında personel olarak, aile hekimliği uygulamasıyla; 2 adet doktor ve 2 adet hemşire bulunmaktadır.

 

Köyde evler genel olarak modern biçimde betonarme olarak yapılmakta ve kerpiçten yapılan eski yapılaşma tamamen yok olmaktadır.

 

Karaman’ın yakın tarihteki kültürü ve geleneklerini araştıran Ahmet Talat DURU, Kılbasan’ın giyimini Yeşildere (İbrala), Zengen, Göves (Paşabağı) ve Fisandon (Dereköy) köylerinin giyimine benzetmektedir.

 

Yaşlı kadınlar başlarında beyaz veya siyah renkten oluşan çember, üzerlerinde zıbın olarak bilinen bir giysi, altlarına da don tabir edilen bir giysi giymektedirler. Ayakkabı olarak kışın mest lastik, yazın yemeni giyerler. Genç kızlar ise başlarına potala dedikleri beyaz bir başörtüsü, üzerlerine yazlık veya kışlık kazak, altlarına yine don denilen geniş giysi giyerler.

 

Yeni gelin olanlar başlarına yaşmak takarlar gelinlik süreleri geçtikten sonra onlarda yaşlı diye tabir ettiğimiz insanlar gibi giyerlerdi. Erkekler başlarında köylü şapkası olarak bilinen ve çok kenarlı olan bir şapka giyerler, üstlerine gömlek ve cemedan olarak adlandırılan bir giysi, altlarına da pantolon giyerlerdi. Ayakkabı olarak genelde çarık lastik ve yaşlılar mest lastik giyerlerdi.

 

Çocuklarda ise bir çocuk ilkokula başlayana kadar fistan olarak bilinen giysi giyerdi. İlkokuldan sonra fistan kızların giysisi erkekler ise üste kazak alt kısma pantolon giyerlerdi.

 

Ayakkabı olarak yazın naylon delikli bir ayakkabı, kışın ise çarık lastik veya lastik çizme giyerlerdi. Yeni doğmuş çocuklar geniş bir bezin içine sarılır bezin alt kısmına kavrulmuş toprak konurdu. Çocuk bu toprağın içerisine kakasını yapardı. Toprak koymayanlar bez takarlar çocuk bezi batırdığı zaman bu bez anne tarafından sürekli yıkanır tekrar tekrar kullanılırdı.

 

Günümüzde kadınlarda zıbın ve çember kalkmış yerini sade bir başörtüsü almış, genç kızlarda ise günümüz modern giysileri tamamen kullanılır hale gelmiştir.

 

Köyün geleneksel çocuk oyunları; aşık, bilye, elibelikçi, avudurum, saplama, durane, akkoç kara koç, gömmece, gıcık, kayısı çekirdeği ile yalak, zambır yakalama, uzun atlama, kınıfi, hımbıl, kömbe, sek sek, körebe, saksı ve ürküştür.

 

 

 

 

 






FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER KÜLTÜR-SANAT Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
FOTO GALERİ
  • Karaman'da sezonun ilk karı yağdı
    Karaman'da sezonun ilk karı yağdı
  • DÖRTBUÇUK YILDA KARAMAN DA NELER DEĞİŞTİ
    DÖRTBUÇUK YILDA KARAMAN DA NELER DEĞİŞTİ
  • Yukarı Akın Köyü
    Yukarı Akın Köyü
  • Zengen Köyünde Sebze Kurutma Projesi
    Zengen Köyünde Sebze Kurutma Projesi
  • Karaman'da 10 Kasım
    Karaman'da 10 Kasım
  • Atatürk'ün Anıtkabir'e yolculuğu
    Atatürk'ün Anıtkabir'e yolculuğu
  1. Karaman'da sezonun ilk karı yağdı
  2. DÖRTBUÇUK YILDA KARAMAN DA NELER DEĞİŞTİ
  3. Yukarı Akın Köyü
  4. Zengen Köyünde Sebze Kurutma Projesi
  5. Karaman'da 10 Kasım
  6. Atatürk'ün Anıtkabir'e yolculuğu
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • KARAMAN’LI HALİT DEDENİN HİKAYESİNİ TIKLA İZLE
    KARAMAN’LI HALİT DEDENİN HİKAYESİNİ TIKLA İZLE
  • Karaman Tanıtım Filmi - Tarih Kokan Kent
    Karaman Tanıtım Filmi - Tarih Kokan Kent
  • Maymundan Beklenmeyen Hareket..
    Maymundan Beklenmeyen Hareket..
  • Delikanlı keçi kocaman ineği bakın ne hale getirdi
    Delikanlı keçi kocaman ineği bakın ne hale getirdi
  • Karaman'da trafik kazası: 1 ölü 2 yaralı
    Karaman'da trafik kazası: 1 ölü 2 yaralı
  • Şanlıtürk Psikoteknik Değerlendirme Merkezi - Karaman
    Şanlıtürk Psikoteknik Değerlendirme Merkezi - Karaman
  1. KARAMAN’LI HALİT DEDENİN HİKAYESİNİ TIKLA İZLE
  2. Karaman Tanıtım Filmi - Tarih Kokan Kent
  3. Maymundan Beklenmeyen Hareket..
  4. Delikanlı keçi kocaman ineği bakın ne hale getirdi
  5. Karaman'da trafik kazası: 1 ölü 2 yaralı
  6. Şanlıtürk Psikoteknik Değerlendirme Merkezi - Karaman
VİDEO GALERİ
YUKARI